Ayböreklere Öğretiler…..

Bundan böyle her bazen aybörek öğretisi köşemle Zaman gazetesinde olacağım. bu köşeden siz sevgili halk tabakasına aybörek öğretisinin temellerini malzemeden çalmadan anlatmaya çalışcam. böylece okuyucumları topluma kazandıracağım. zira kazandırdığım adam başına komisyon veriyorlar.. bi bacak bi meme artık ne düşerse.

aybörek öretisi milattan önce 4′e çeyrek kala büyük düşünür plüto tarafından bulundu. plüto plato’nun sahne adıydı. plüto öle büyük düşünürdü ki, bi oturuşta bi fili bile düşünebilirdi. yetkililer, izlem, gözlem gibi entellektüel alanlarda uzman bir kişilik olan plüto’nun günümüzün futbol yorumcularının analiz ve yorumlama kabiliyetine o günden ulaşmış olabileceini belirtiyorlar. (dj neco, 2002)

plütonun o günlerde bulduğu aybörek öğretisi günümüze kadar nasıl ulaştı? jeniffer ve timuçinin bu öretinin yeniden ortaya çıkmasındaki (re-appearance) payı nedir? elmalı pay’ın öğretiyle bi ilgisi var mıdır, yoksa ilgisini nasıl çekebiliriz? işte bu tip cevabı aranıp bulunamayan sorular için telesekreter hizmeti vereceğim bu köşede.

Ayböreklere Öğretiler.....

Köşe

öğretinin günümüze ulaşması carl jung’un, yada annesinin çağardıı adıyla minnoşun, ortaya attığı kollektif bilinç denilen, spiritüel wireless data transferi protokolü sayesinde olmuştur. kollektif bilincin ne olduğunu bilmeyenler şu köşeye ayrılsınlar >>>>>>>>>

 

İşte plüto bu öğretinin temellerini attıktan sonra bu öğreti insanlığın kollektif bilincinde uyya kalmış, uyandığında kendini cenifırla timuçinin şuur altında bulmuştur.

plüto öğretiyi bir koşma yarışı sonrasında bulmuştu.. plüto o gün yolda arkadaşı descartes’ı gördü. “descartes” dedi, “eve kadar yarışalım, var mısın?”. dekart karar veremedi. daha sonra “hmm bi dakka.. düşünüyorum.. öyleyse varım.” dedi. koşmaya başladılar.

plüto yarışı lastik seçimini yanlış yaptığı için kaybedince kendini hayatın anlamı aramaya adadı. plüto hayatın anlamını bulduğunda tekrar kaybetmemek için üstüne ağaç dikmeyi planlıyordu. ama bilinç altındaki ağacı sulayamıcaa için onun yerine beynindeki nöronları işaretlemeye karar verdi. aynı nöronlar daha sonra kızıp romayı yakacaktı.

öğreti jeniffer ve timuçinin şuur altından fışkırmadan önce onların alt benliğine ajan sokarak bu yüce insanların kişiliklerini etkilemiştir. timuçinin karizmatik ve megolaman, jenifferin çekingen ve güvensiz olmasının sebebi şu düşünce prosesiyle açıklanabilir:

bu bölüm hard kor o yüzden acaip dikkatli okuyun sevgili halk tabakası

timuçinin düşünce prosesi:tanrı her yerdedir. demek ki benim içimde de tanrı var. ozaman ben de tanrının bi parçasayım. ben tanrıyım. tanrıya tapıyorum, yani kendime tapıyorum. demekki megolamanım.

jenifferin düşünce prosesi:tanrı her yerdedir. demek ki benim içimde de tanrı var. ozaman ben de tanrının bi parçasayım. ben tanrıyım. kendi kendine kutsal kitap gönderen bi tanrı heralde salaktır. salak tanrı olmaz. o yüzden tanrıya inanmıyorum. kendime inanmıyorum. demekki güvensizim.

bu günlük bu kadar felsefe yeter sanırım. afrikada bunu bulamayanlar var. bu günlük yazımı kısa ve kompatk bi felsefi öbekle bitiriyorum:

“bu gün bundan önceki hayatımın son günü, e bari son gün dinleniim.” timuçin, 2047